geri

İkisi de cennete gitmeyecekse neden öldüler?

15/11/2010

O pazar günü kilise en kalabalık günlerinden birini yaşıyordu. Hararetle konuşan papazın sesi kilisenin bakımsız pencerelerinin aralıklarından sızan dağ rüzgarının uğultusunu bastırmaya çalışır gibiydi. Piyer de diğer köylüler gibi can kulağıyla papazı dinliyor ve vaad edilen cennetin güzelliğini hayalinde canlandırıyordu. Büyülenmiş gibiydi herkes. Şarap ve hurilerin çekiciliği Piyer'i bu dünyadan alıp götürmüştü. Ölürse cennetlik olacağını söylüyordu papaz. Cennet bu dünyada sahip olamayacağı her şeydi. Oraya gitmek için tek koşul kafirlere karşı savaşmaktı. Onlara karşı savaşacak ve onları cehenneme gönderecekti. Gözlerini kapattı, serin rüzgarla saçılan çiçek kokuları geldi burnuna. Taze taze bahar çiçekleri... Yumuşak beyaz ellerin dokunuşları sonra... Cennetlik olacaktı Piyer. Huzurla doldu içi. "Kafirler cehennemi boylayacak" dedi Piyer. "Evet boylayacak" dedi. "Hem de hepsi..."

Ayin bitti ve kalabalık dağıldı. Annesine koştu Piyer, güzel haberi vermek için. Annesi nedense onun kadar sevinmedi. "Oğul" dedi annesi, "Gitme! Bu tarla bize yeter. Hem ben sensiz ne yaparım bir başıma?". Ağlamaklı oldu Piyer. Papazın sözlerini hatırladı. Bu dünya gerçek değildi, gerçek olan ölümden sonrasıydı. Şehit olup cennete gidecekti Piyer. Sonsuza dek mutlu olacaktı.

Tuğrul cuma namazından çıktığında içi içine sığmıyordu. Kafirler atalarının mirası yurduna karşı sefer düzenliyordu. İmamın konuşması onu da yüreklendirmişti. Kafirlerin hepsi cehennemi boylamadan Tuğrul ölmeyecekti. Ölürse de şehit olacaktı, imam öyle söylemişti. Henüz hiç evlenmemişti ama cennette huriler vardı. Gerçi Aslı'ya aşıktı Tuğrul. Taze bahar çiçekleri gibi kokardı Aslı. Bir keresinde kokusunu alabilecek kadar yakın olmuştu Aslı'ya. İlk ve son oluşuydu bu ya Aslı pek yüz vermezdi ona çünkü. Kafirlere karşı savaşıp geri dönerse Aslı Tuğrul'a varırdı belki. Cennette ama onlarca varmış Aslı gibi. İmam anlatmıştı vaazında. Hurileri düşünürken eve vardı Tuğrul. Anasının elini öpüp helallik istedi. "Gitme, oğul!" dedi anası. "Neyimize yetmez bu tarla, bu öküz?". Ucunda cennet var diyemedi anasına.

Piyer aylarca yürüdü askerlerin arasında; açlık, sefalet içinde. Yola çıktığına pişman olduysa da dillendiremedi. Öyle zamanlarda cenneti getirdi gözlerinin önüne. Sonsuz mutluluğa kavuşmak için tek yapması gereken kafirleri cehenneme göndermekti.

Tuğrul ve Piyer'in orduları Yalova civarlarında karşılaştılar. Gökyüzü kan rengini aldıkça her taraf cesetle dolmaya başladı kısa sürede. İkisi de ölüm korkusuyla titriyorlardı. Sonra göz göze geldi Tuğrul ve Piyer. Tuğrul titreyen eliyle Piyer'i cehenneme göndermek için atıldı ve hançeri kalbine sapladı. Tiz bir çığlık attı Piyer ve yere yığıldı. Tuğrul bir an yerde yatan kafire baktı. Aklının ucundan bile geçmedi Piyer'in onu bekleyen annesi. Ama donakaldı öylece. Ani bir ışık parladı sonra gözlerinin önünde. Vücudunu saran bir soğukluk hissetti ve yığılıverdi yere. Piyer'in köyünden bir başka kafir Tuğrul'u cehenneme göndermek için kılıcıyla boynunu uçuruvermişti.

Durup baktım yerde kanlar içinde yatan Tuğrul ve Piyer'e. Ve sordum kendime: "İkisi de cennete gitmeyecekse neden öldüler?"

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır