geri

sen gerçeksin, ölü olansa ben...

21/09/2008

bir sebep arıyordum yaşamak için. kim bilir kaç insan hayatın anlamını aramıştı benden önce. onlar bulamamışlardı. ve ben de... neden dedim kendime, neden buradayım? burada oluşumun da, içimdeki bu tuhaf sıkıntının da bir sebebi yoktu. asıl sıkıldığım şey varlığımdı sanki. var oluşum beni yoruyordu artık. sensizliğin zorluğu yaşamanın zorluğuna dönüşmüştü. oysa sen her şeyden habersiz, sebepsiz hayatına devam ediyordun. evet eminim senin de, tüm insanların da yaşaması için bir sebep yoktu.



anlamsızlıklarla boyalı duvarlarımın içine hapsolmuş, bunalmış ruhum şarap şişesinde dans eden mum ışığını izlerken aklımdan geçenlerdi bütün bunlar. kurduğum uzun cümleler de anlamsız geliyordu artık. çok uzun zaman olmamıştı küçük harflerden kısa cümleler kurmaya başlayalı. şarap şişesi boşaldıkça yaşamak için bir neden bulmakla ilgili umutlarım daha da azalıyordu. öyle uzun zaman geçmişti ki gidişinin üzerinden, senle ilgili anılarım gün geçtikçe kayboluyordu zihnimden. bu yüzden yazamaz olmuştum. sevemez olmuştum. anlamsızlık, yalnızlık, bunalmışlık... o öyle bir andı ki biraz da şarabın etkisiyle karar verdim gitmeye. gittiğim yerden bunları yazdım sana. bil istedim. nasılsa bir gün sen de geleceksin buraya. ne demiştim bir keresinde?

“koca bir yanılsamadan ibaret hayat. sen gerçeksin, ölü olansa ben...”

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır