geri

mum ışığında gülümseyenlerden biri sen

22/12/2008

o beşiktaş akşamından daha da serindi oturduğum bank. günün her anını yaşayan şehrin dört bir yanından havai fişekler yükseliyordu. boğazın sesini dinlerken bir yandan da insanları izliyordum. ne hayatlar yaşanıyor, niceleri o büyülü şehirde kesişiyordu. bir tesadüfler dizisinin ardından tanışmak üzere bekliyordum seni. ben elimde olmayan sebeplerle oradaydım, sense benimle tanışacağını bilmiyordun. bacaklarım soğuktan titrer gibiyken ve aynı anda yanıbaşımdaki çiftlere imrenerek bakarken telefonum çaldı. sen ya da arkadaşın değildi, tebrik etmek için arıyordu annem. serin bir rüzgar esti boğazdan. daha da titredi bacaklarım. umut doluydum o gece. kardeşim konuştu sonra dakikalarca. ama hala ses seda yoktu sizden. bilmiyorum siz ne yapıyordunuz o dakikalarda. beni beklettiğinizin farkında mıydınız? ya da benim ne hissettiğim konusunda ufacık bir fikir var mıydı zihninizde?

soğuğa dayanamayıp kalktım. yürümek biraz ısıtırdı belki bedenimi. bir elim telefonumda, insanların arasına karıştım. çok sürmedi arkadaşının nerede olduğumu sorması. yanınıza gelmek üzere yürümeye başladım. kim bilir neler geçti aklımdan? tüm hayatım, sevdiklerim, aşklarım... ama ben hala seninle tanışacağımı bilmiyordum. yürüdüm, yürüdüm... kapıda arkadaşın beni bekliyordu. görünce mutlu oldum, o olmadı ama ben bilmedim. beraber yaklaştık senin de olduğun masaya doğru. o masa hiç o kadar sen kokmadı o günden sonra. narin sesin ve ellerinle tanıştığım o geceden sonra...

iki arkadaş karşılıklı oturduğunuz o loş masaya doğru yola koyulduk, o an benim için daha önemli olduğunu sandığımla beraber. masada seni gördüğüm ilk anda, bilgisayarımda adını ilk gördüğümde hissettiklerimi hatırladım. bir gün benim için bu kadar önemli olacağını ilk o zaman hissetmiştim sanırım.

o zamanlar mum ışığı eşliğinde vodkalı ayinlere henüz başlamamıştım. beşiktaş'ın kalabalık sokaklarında insanların arasına karışır, kaybolurdum. umudum henüz tazeydi hala. o gün kim bilir ne çok şey bekliyordum hayattan. yeni bir başlangıç belki de, her şeye. bu sarı şehre yeniden dönüşüm yaklaştıkça umuda özlemim daha da artıyordu.

gözgöze geldik sonra. ne çok keşke dedim o an ve bir sonraki an kaldığım yerden devam ettim benim için önemli olan her şeyi önemli zannetmeye, değer verdiklerim benim için önemliymiş gibi yapmaya. oysa değer verdiğim her şeye olan inancımı yitirmem o şehre gelişimden çok öncesine rastlar. göz pınarlarım kuruduğu için ağlayamadığım hüznümün şehrinde gözyaşlarım yağmur olur yağardı. hiçbir yere ve hiçbir şeye ait olmadan yaşamak o günlerden miras bana.

neydi seni böyle değerli kılan? gözlerinde gördüğüm önemsenme ifadesi belki. beni olduğum gibi sevmen ya da. tüm pişmanlıklarımı ve düş kırıklarımı bırakmak istedim o masada, olmadı ama. ikimiz de bilemedik böyle olacağını. o günden sonra da görmedim hiç güzel yüzünü. ama bir an olsun ayrılmadın yanıbaşımdan. her ayin gecesinde mum ışığında gülümseyenlerden biri sen...

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır