geri

Kardeşim, iyi ki varsın...

18/06/2006
İkimiz farklı olmak için doğduk sanırım... Ben uzun saçlı, geceleri yaşayan, yalnız bir bilgisayar dahisi; sen (gerçi senin de saçların uzun) kafelerin, diskoların bir numarası, sosyalist... Uzun yıllar geçirdik seninle, bu sayfadaki herkesten daha uzun; tam tamına senin ömrün kadar. Küçükken evcilik oynardık köyde, bahçede çadır kurardık, saklambaç oynardık. Her zaman mızıkçıydın, hiç ebe olmadın. Meşhur kaybolmalarınla annemi çileden çıkarırdın. Senin şimdi mezun olduğun okula başladığım ilk gün(yıl 1992) bana senin kaybolma haberin ulaştığında hiç şaşırmamıştım. Annemin hışmından nasıl kurtuldun hala anlamış değilim. Ha bir de meşhur bayılmaların vardı. “Nurcan bayıldı” diye haber geldiğinde tepkilerim yine farklı olmazdı. Seni kızdırmak özel zevklerim arasındaydı, senin de kızmak... Kızdığında çıkardığın tuhaf sesleri en üst kattaki komşu da bizimle paylaşırdı. Çok memnun olduğuna eminim. Her gün kavga ederdik. Dayak yemek hoşuna gidiyordu herhalde, asla pes etmezdin. Aynı odayı paylaştığımız günlerde sen yatağını oyuncaklarınla paylaşırdın. Aslında buna pek paylaşmak denemezdi. Oyuncaklarından kalan ufacık alandan “Abi! Ben buraya sığmadım” diye seslenmeni hiç unutmayacağım. Bir de kabusların vardı. Beni uyutmamak için mi yapardın bilmiyorum, her gece uyanıp su isterdin. Sonraları kitap tutkun başladı. Altı yüz sayfalık kitabı bir gecede okuduktan sonra bitti diye ağlayışın hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak. Ben de melek değildim elbette. O şarkıları seni kızdırmak için söylediğime emin olabilirsin. Ama bunda bütün suç benim değil. Ne yapayım? Sesimin bu kadar kötü olmasını ben istemedim ki! Yalnız, sen bebekken beşiğini devirmiştim. İşte onda hiçbir suçum yoktu. Ben salladıkça sen gülüyordun. Tamam iyi yoldayız dedim ama biraz fazla kaçırmışım sanırım. Sabah uykusunu küçükken de çok severdin. Annem saçlarını bağlarken hala uyuyor olurdun. Hatta okula gidiş yolunda bile hala uyuduğuna emindim. Okul müdürüne miyav deyip çikolata alan, müdür yardımcısını ıslatıp tekmeleyen, öğretmenlere dil çıkaran, yazılılarda sınıftan çıkıp anneme soru soran gelmiş geçmiş tek öğrenci sendin sanırım. Birlikte matematik çalıştığımız zamanlar da komedi filmlerini aratmazdı. f(x)'in değerinin değişken olabileceğini asla kabullenememiştin. f(x) senin için hala 2 değil mi? Öyle ya delikanlı fonksiyon sözünde durur. Zaman hayatımızda çok şeyi değiştirdi. Bir zamanlar telefona bakmak için yarışırdık. Şimdi telefon çaldığında kıpırdamıyoruz bile. Zaten kıpırdamak senin pek de sevdiğin bir şey değildi. Köyde en çok sevdiğin eşyan yorganındı. Her boş vaktini onunla geçirirdin. Boş vakitlerin haricinde uyurdun zaten. Sen olmasaydın hayat gerçekten çok sıkıcı olurdu. Sanırım itiraf etmek zorundayım, “İyi ki varsın”... Ağabeyin Fehmi Can SAĞLAM

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır