geri

Gidemeyene ağıt

10/03/2013

Kalbimin duvarlarında inceden ve derinden, körpe ve yaşlı, sızlayan bir kesik.
Varlığım, yokluğum, değerim, anlamım, her şeyim eksik.
Daldığım hülya değil, uğruna ölünecek bir emel uğruna hayatlardan biri yitik.
Yoksun bıraktığım her şey için sevgilim, hayatım, üzülme anılar zamanla silik.
Yavaşça ve hızlıca, hissettirmeden ve kanatarak akıp gidiyor zaman, ceplerimiz delik.
İçimize işleyen soğuk ve sıcak ve yağmur ve kar yanıbaşımızda camlarımız kırık.
Hüznümü yazdığım duvarlarımı boyamıştı annem, duvarların boyası artık soluk.
Varmadan yürüyor ve koşar adım yürüyor ve koşuyor insanları, bu sarı şehir donuk.
Hayali hatırımda, unutamadığım, uzaklarda şimdi sarhoş olduğumuz günler kör kütük.
En güzel çırasını getirsen yeşil dağların, tutuşturmaz, içimizdeki ateş sönük.
Belli belirsiz umutlar var önümde, neresinden tutsan elinde kalır, sağı solu harap dökük.
Kaldırıp atamadığım yükler omuzlarımda, yüzüm toprağa, sırtım gençliğe dönük.
Çözemediğim örgüsü hayatın zihnimde, bakakalırım gidenlerin ardından, sallanan elim yenik.

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır