geri

Fethinden sonraki en büyük Trabzon kuşatması: Futbol üzerinden kapitalizm

19/07/2012

Bir akşam "Bize her yer Trabzon" sözünün faşist bir söylem ve Trabzon insanının da genel yapısıyla faşist olduğunun iddia edildiği bir ortamda karşıt bir duruş sergilemiştim. Karşı olduğum bilinen gerçekler değil, mevcut durumun kaynağının gözden kaçırılmasıydı.

Öncelikle "Bize her yer Trabzon" sözü bence güzel bir espriden ibarettir. Diğer yandan Trabzon insanının faşist eylemleri, AKP hükûmetinin aksine, cehaletinden ileri gelir. Cehalet geçicidir... Cehaletinden dolayı Trabzon insanı kendine ve Trabzonspor'a yapılanları(kendi yönetimi tarafından dahi) bir türlü görememiş olabilir ama oturulan zengin rakı masalarından Trabzon insanını eleştirmek bence haddinden fazla ucuzdur. Suçladığınız insanların sizinle aynı şartlarda yaşam sürmediklerini durum değerlendirmesi yaparken göz önünde bulundurmak gerekir.

Trabzonspor hakkında belki en güzel sözü Kazım Koyuncu yıllar evvel söylemişti:

Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.

Kazım Koyuncu'nun tasvir ettiği Trabzonspor öleli uzun zaman oluyor. Geldiğimiz noktada kapitalizm Trabzon surlarını çoktan yıktı ve Trabzon alışveriş merkezleriyle doldu. Yer zenginlerinden yeni bir burjuva sınıfı ortaya çıktı ama paranın Trabzon dışına çıkmakta olduğunu her nedense henüz kimse fark edemedi. Trabzonspor'un ölümünü ısınan sudaki bir kurbağa gibi seyreden Trabzon halkı elbette bu olanlara da ses çıkarmadı.

Duruma bir de diğer tarafından bakarsak mahkeme kararı ile şike yapıldığı kanıtlandığı halde Trabzonspor'un hakkı teslim edilmedi. Bir ülkenin parçası koca bir halk ve onun futbol takımı alenen ezildi. Bu sebeple futbolcuları ezilen değil, güçlü takımlara doğru yola çıktılar. Adalet sağlanmadığı zaman Kürt halkı nasıl düşman belleniyorsa, Trabzon halkı da benzer yolda ilerlemek zorunda bırakıldı.

Trabzon ve Trabzonspor olgusunda yazımın bu noktasına kadar da anlaşılacağı gibi kavramlar iç içe geçmiş durumda. Kapitalizmin saldırdığı, devrimci değerleri olan bir futbol takımı kapitalizme ayak uydurmaya çalışıyor; fakat yarışta ayakta duramadığı gibi değerlerini de kaybediyor; kaybettikçe taraftarları faşist eylemlere girişiyor ve haksız olarak suçlanıyor; haksız çünkü adalet sağlanmıyor, hakkı teslim edilmiyor.

Mikro ölçekte Trabzon bence Türkiye'nin yaşadığı karmaşaya ışık tutuyor. Ülkede adaleti sağlamadan, ekonomik koşulları ve eğitim sistemini düzeltmeden Trabzon insanını suçlamanın haksızlık olduğunu düşünmekteyim. İşin kötü yanı ise mevcut şartlara bakınca Trabzon insanı için kısa vadede herhangi bir değişiklik olacağını ne yazık ki öngörmüyorum.

Son olarak Trabzonspor ne yapmalı? Bir an önce devrimci değerlerine geri dönmeli. Yeniden statükoyu bile deviren bir kahraman olmalı. Ve resmi web sitesinden ona buna laf yetiştirerek kahraman olunmaz, unutmamalı...

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır