geri

bir "hoşgeldin" bile demedin, şimdi "neden gidiyorsun?" diyorsun.

24/06/2007
bir sevgi yarattım ben. -inmiyor musun? -geldik, değil mi? o arabadan inmek istemeyen ölümsüz bir sevgi... sonra o sevgi kadar heyecanlı mutlu pembe günler yarattık seninle. saçlarından dökülen kelimeleri ellerimde biriktirip şiirler derledim sana. yüzünün tarifsizliğini tarif etmeye çalıştım. mutluydun ve mutluydum. her aşk bitermiş bir gün ama bizimki bitmezdi. yürürdük. heyecanla ve umutla... ürkek bir kuş gibi titrerdin kollarımda. elinde çantan, korkuyla karışık bir heyecanla beni beklediğin günden bahseder gülerdik bazen. -tanışmamız filmlerdeki gibi oldu değil mi? ilk söz olabilmek için yeterince güzel miydi bilemem. ama bendeki gizemi yaratan buydu sanırım. o gizem seni öylesine sarmıştı ki yol boyu gözlerini alamamıştın benden. oysa aydan bir parça dediğim tarifsiz güzelliğe sahip olan sendin. meraklı ve düşünceliydik ikimiz de o kısa yol boyunca. yarının gizemi senin kadar beni de sarmıştı. aramızdaki mesafe ilk kez bu kadar az olunca umutla küt küt atıyordu kalbim. nefesim kalbime yetişemiyor, nefessiz kalıyordu bedenim. göz ucuyla bakıyordum sana. bakmaya kıyamazdım çünkü. her bakışımda gülen yüzünü görüp heyecan katıyordum heyecanıma. durmadan anlatıp sorular soruyordun beni de konuşturmak için. bilmiyordun benim yalnızca yazabildiğimi. sen geçmişinden, ailenden, tutkularından hayata bakışından bahsediyordun. bense saçlarının arasında dans eden küpelerini seyrediyordum. her hareketinde bir ahenk, bir uyum vardı sanki. sana belli etmemeye çalışsam da titriyordum. her yanım titriyordu. sen de çekingendin en az benim kadar. yanıbaşımızda çalan flütten gelen güzel sesten bile ürkmüş gibiydik. birbirimizin gözlerinde ne aradığımızı bilmiyordum ama yıllar önce kaybettiğimiz bir şeyi bulmaya çalışıyorduk sanki. .................................... -gidiyor musun? -... susuyorsun. demek gerçekten gidiyorsun. ecelim oluyorsun demek. kalemi kırıyorsun. önüme koca bir rakı masası kurup gidiyorsun. üzülme diyorsun, rakı seni unutturur mu? mezarımı kazıp gidiyorsun ama öldürmüyorsun. kendi mezarımı izleyip ölümü bekliyorum kurduğun masanın başında. ağlama diyorsun ama kazdığın mezar gözyaşlarımla dolarken gizli bir haz alıyorsun. boynumu büküyorsun. ardına bile bakmadan çekip gidiyorsun. bense yalnız başıma ölümü bekliyorum. ne bir kelepçe var, ne de bir nöbetçi. sensiz bir dünya ve gözyaşı dolu bir mezar var önümde. hiç kıpırdamadan rakımı yudumlayıp gidişini seyrediyorum. seçimi bana bırakıyorsun. gaddarsın diyorum ya kabul etmiyorsun. .................................... her geçen gün tüketiyor bu aşk beni. hangi can dayanır buna söylesene. isimler diyorsun, yokluğunda o isimlere sığındım ben. yoksa nasıl katlanırdım sensizliğe? seni sen olduğun için sevmek... eline bile dokunamadığım bir varlığı yıllarca sevmek, her dolunayda ayışığı altında sessiz gözyaşları dökmek sevmek değil de nedir söylesene. anlat bana ne olur anlat artık. bu acı her yanımı sarıyor, duvarlar üzerime üzerime geliyor anla.

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır