geri

Beşinci yıldönümü

11/09/2008
biliyorum ki hatırlıyorsun bu günü; unutmadın. biliyorum ki merak ediyorsun unutup unutmadığımı; buraya bakacaksın. öyle derin bir kuyunun içindeyim ki kelimelerimi döküyorum sana sesimi duyurabilmek için. ne çok zaman oldu. ne kara, ne uykusuz geceler... gelmeyen sabahların anason kokulu geceleri... bu gece ise doğduğum toprakların kokusuyla "başyapıtımı" örüyorum sana. her bir kelimeyi, ilmek ilmek... biliyorum ölesiye zor beni anlaman; çünkü sen ömründe bir atkı bile örmedin kimseye. ama aslında alışık olduğun büyülü kelimelerim parmaklarımın ucunda uzunca aradan sonra. umarım sesimi duyuracaklar sana bu derin kuyudan. bu gece tarihte ilk kez bir insan ile soğuk bir kaldırım taşı arasındaki aşkın hikayesini yazdıran o uzak gecenin beşinci yıldönümü. tüm evrenin güldüğü, tüm evrenin halime güldüğü, bir benim ağladığım uzun, yalnız, soğuk ve anason kokulu gecelerin ilkinin beşinci yıl dönümü... o gece bilmediğim şey bunun bir son değil, aslında bir başlangıç olduğuydu. yalnız ve yapayalnız ömrümün başlangıcı... gittiğin günden beri evrende herşey sana benziyor. ay zaten yaratıldığından beri saçlarından alıyor ışığını, güneşse yüzünde doğuyor senin. dünyama artık güneş doğmaması bundan belki de. karanlık zindanlarda mahkum ruhum, etrafımda aşılmaz duvarlar... elim kolum bağlı, gidemiyorum hiçbir yere. çok yoruldum... koparıp kelepçelerimi dönmek istiyorum doğduğum toprakların özgürlük yeşili dağlarına. ama yapamıyorum, yapamayacağım da... bu gece gidişinin beşinci yıldönümü. bu gece yalnızlığımın beşinci yıldönümü. beş yılda gördüğüm tek şey tanrının beni sevmediği. o yalnızca seni sevip, seni mutlu ediyor. şükretmelisin... sadece sana değil, başkalarına da anlatmayı denedim içimdeki yangını. kimse anlamadı... kim anlayabilir ayışığının bana neler anlattığını, neler hissettirdiğini? ama sen onlar gibi değilsin, sen anlarsın. gardiyanım dahi olsan beni yalnız sen anlarsın. gitme dedim... gitme dedim, ayparçası. bırakma ellerimi. ellerim üşür sensiz. soğuk, çok soğuk bu kaldırım taşı. yaş var gözünde dedin. gözyaşı ve ben birarada duramam dedin. kar yağdı. beş yıl önce bu gece lapa lapa kar yağdı. yaşam çekildi damarlarımdan. kelimelerim bile terkettiler beni. oysa ben sana o gece pembe kır çiçeklerinden şiir yapacaktım. kar yağdı. soldu hepsi. bir gecede soldu tüm kır çiçekleri ve hiç açmadılar bir daha. hiçbir doğan yeni gün baharı getirmedi çünkü... artık sen değilsin... biliyorum başkasının oldun artık, başkası oldun. hayalini umut yapmıştım kendime, kırmak için kelepçelerimi. ama sen hayalinle beraber başkası oldun. neden kurtulayım buradan söylesene? bir ufak sebep bulsana bana. başkası oldun, sen olsana... çok uzak olmayan bir zamanda uzun bir yolculuğa çıkacağım ayparçası. unutma tanrı seni seviyor, hem de çok. ve ben de... hala ve her zaman...

Follow me on Twitter

yorumlar Disqus aracılığıyla sunulmaktadır